DÜNYADA YEGÂNE EĞİTİM SİSTEMİ (3)

Yayınlama: 01.02.2024
11
A+
A-

İnsan, Rabbinin Kitabı Kur’an’ı Kerimi okumaya başlayınca kendini uçsuz bucaksız hazineler içinde buluyor. Eğitim meselesinde de aynisini yaşıyor.
İnsanlık tarihinin en çarpıcı olaylarını, olayların baş döndürücü gelişmelerini okudukça hayret etmekten kendini alamıyor. Peygamberlerden Yûnus aleyhisselamın yaşadığı hayat, verdiği mücadele, çektiği sıkıntılar sonunda başlarına gelmesi haber verilen felaketin alametleri belirdi. Hazreti Yûnus kavmini terk etti. Meğer kaderinde balık tarafından yutulmak varmış. O, Kur’an’da adı geçen peygamberlerden biridir.
Kur’an’ı Kerimin yüz on dört suresinden biri de Onun adı ile zikredilmektedir. Böyle bir peygamberin böyle bir kaderi yaşamasını düşünelim. Bundan insanın tüyleri diken diken oluyor. Kalbi hoplamaya başlıyor. Bir de ahkâm’ul hâkimîn Allah Teâlâ’nın cezalandırma şiddeti, insan aklını allak bullak ediyor! Ve Erhamurrahimîn Allah devamını getiriyor. Eğer O çokça tesbih edenlerden olmasa idi, elbette ki, o balığın karnında, tekrar dirilecekleri güne kadar kalırdı. (Saffat:37/ 143,144)
Yûnus aleyhisselam bilincini bile kaybetmedi. Balığın midesinde tesbih etmeye başladı. Bu olayı Rabbimiz şöyle anlatıyor. Ve Zünnûn’u, (Yûnus’u) da hatırla, o vakit öfkelenerek gitmişti. Bizim kendisini yakalayıp sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Derken zulmetler içinde kalıp niyazda bulundu: “Yarabbi! Senden başka ilâh yok, sen münezzehsin tenzih ederim, şüphe yok ki ben zalimlerden oldum.” (Embiya:21/87) İşte olay bundan ibaret.
Amma diyeceksiniz ki, eğitimle bunun ilgisi nedir? Her şeyden önce her şeyin eğitimi ve öğretimi Allah Teâlâ’nın tasarrufundadır. Bu görevi yeryüzünde halife tayin ettiği öncelikle peygamberlere ve devamında insanlara vermiştir. Allah’ın kanunlarında boşluk yoktur. Yûnus aleyhisselam, kendine verilen haberlere göre felaketin alametleri belirmişti. Fakat Yûnus aleyhisselam, gelmesi muhtemel felaketle, gelmesi arasında bir boşluğu kendi iradesi istikametinde kullandı. Onun için de böyle bir eğitime tabi tutuldu. Bütün dünya Müslümanlarının bundan net ve halis mesajlar almaları gerekir.
Yetki ve tasarruf hakkı yalnızca elinde olan Allah, Yûnus aleyhisselamın bir anlık boşluğunu böyle bir bedel ile ödetti. Tüm gelecek insanlığa kudretini gösterdi.
Hazreti Yûsuf aleyhisselam hikâyesinde, mülkün Sahibinin iradesi yine hikmetine göre farklı tecelli etti. Bilindiği gibi kardeşleri Onu ölümüne hırpaladılar. Derin kuyuya attılar. Fakat daha kuyuda iken kardeşlerini affetti. Fakat kardeşleri Hazreti Yusuf’u kuyudan çıkaran kervan yetkililerine köle olarak sattılar.
Serüven başladı. Mücadelenin temelinde ilâhî eğitimin tecellileri vardır. Hiç kesilmeden hizmeti devam etti. Hazreti Yûsuf ince ve hassas bir sanatkâr gibi daima gönülleri ihya ediyordu. Davasını hiçbir yan etkiye kapılmadan Allah’ın talimi gereğince tavizsiz yürütüyordu. Hitabeti ve kararları gönül dünyalarını okşayarak canlandırıyordu. Onda, bugün ki müslümanların ihmalleri ve anlamsız yorumu yoktu.
Dünyanın en eski, en karmaşık ve en acımasız putperestliği ile mücadelesi fasılasız devam ediyordu. “İbranî köle çocuk Hazreti Yûsuf” tevhid sisteminin hâkimiyetini, öncelikle kralın da hidayete ermesine vesile olarak başardı. Artık Hazreti Yûsuf aleyhisselam Mısırın Azizidir. Bu büyük başarının gerçekleşmesi elbette Allah’ın takdiridir. Fakat insan ile ilgisi, özellikle eğitimin kurallarını, Allah’ın öğrettiği gibi tavizsiz uygulamaktır. Elbette Cenabı Hakkın bu hususta şartı vardır.
Birinci ŞART: Allah’ın mabudun bil hak olduğuna inanacaksın, yaşayacaksın.
İkinci ŞART: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayacaksın, fiilen mücadele vereceksin. Bu iki şart, Nûr suresi elli beşinci ayette geçer. Bundan başka çare aramak beyhudedir.
NE sempozyum, NE konferans, NE DE yürüyüş! Esselamualeykum.

İlhan Oral

Bir Yorum Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.