Ey Âdemoğlu!
Ey Havva’nın kızı!
Bu dünya, sizin ellerinizde ya cennete dönecek ya da cehenneme. Seçim sizin. Kaderinizin rotasını kendi iradenizle çiziyorsunuz.
Euzübillâhimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim
Tâhâ Sûresi 120. ayet:
“Derken, şeytan ona vesvese verdi ve dedi ki: ‘Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü göstereyim mi?’”
Şeytanın taktiği o günden beri değişmedi. O gün Hz. Âdem’e nasıl yaklaştıysa, bugün de bizlere öyle yaklaşıyor.
Nasihat eder gibi konuşur, dost gibi gülümser, iyi niyetli görünür. Ama aslında tek amacı vardır: Sizi yoldan çıkarmak.
Binlerce helâl vardı, sadece bir haram.
Cennette her şey serbestti; sadece bir ağaçtan yememeleri istenmişti. Ama o yasak cazip hale getirildi. Neden? Çünkü yasak, şeytanın en sevdiği kandırmacadır.
Bugün de öyle değil mi?
“Faiz kazançtır”, derler.
“Tanışma uygulaması masumdur”, derler.
“Herkes yapıyor”, derler.
“Zina özgürlük, hırsızlık adalet”, derler.
“Soyunmak moda, günah değil”, derler.
Ama her bir cümle, İblis’in başka bir kılığıdır.
Şeytan, hâlâ vesvese verir.
Seni değilse eşini ikna eder, onu değilse çocuğunu, ortağını, arkadaşını.
Ve her günahın sonu çıplaklıktır.
Hz. Âdem ve Havva o yasak meyveyi yedikten sonra çıplak kaldı.
Bugün de haram mideyi doldurduğunda, önce haya gider. Sonra edep… Sonra da insanlık…
Âr damarı çatladı mı, insanın yüzü kızarmaz.
Hiçbir elbise, çıplak bir kalbi örtmez.
Günahı süsleyip süsleyip getirirler önüne. Düğün bahanesiyle, ev alma telaşıyla, çocuk okutma bahanesiyle…
Ama her bir bahaneyle seni yasak ağaca davet ederler.
Ey insan!
Allah size helâli yeterince verdi.
O’na hamd edin, şükredin, kanaat edin.
Azla yetinmeyi öğrenin ki çokta hayır olsun.
Ey İslam ümmetinin evlatları!
Çocuklarınızın, eşlerinizin, ümmetin soyunup dökülmesini istemiyorsanız, Allah’ın emirlerine uyun. Haramdan sakının. Helal dairesi geniştir, orada kalın.
Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatüh
Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.
Yasak ağaçlardan uzak durun ki, cennetiniz elinizden alınmasın!