Açık Mektup
Sayın Özgür Özel’e,
Sözlerinizi dinledik. Cümlelerinizi okuduk. Gerekirse yüzlerce kez daha dinleriz, okuruz. Çünkü siz bu milletin hafızasına, değerlerine, geçmişine ve geleceğine dair konuşuyorsunuz. Ama ne yazık ki her kelimenizle çıtayı biraz daha düşürüyor, geçmişimize biraz daha hakaret ediyorsunuz.
“150 yıldır anayasa isteyenleriz” diyerek, kendinize bir sözde “özgürlükçü” tarih yazmışsınız. Oysa bu milletin gerçek hafızasında 150 yıllık mücadele, bu toprakları koruma, bu milleti ayakta tutma, bu devleti parçalatmama mücadelesidir. Siz ise bu mücadeleyi, Osmanlı’yı yıkanların, vatanı işgalcilere peşkeş çekenlerin yanında hizalanarak yorumluyorsunuz.
Siz hangi cesaretle, milli iradenin ve tarihî duruşun sembolü olan Sultan Abdülhamid Han’a dolaylı yoldan saldırabiliyorsunuz? O dönemde ilan edilen Kanun-i Esasi’yi bile yok sayarak, onu “meclisi kapatan” diye yaftalayarak, kimin sesi olduğunuzu çok net gösteriyorsunuz. Tarihle hesaplaşmak değil bu; tarihe düşmanlıktır.
“Yolunuz Damat Ferit’in yoludur” diyorsunuz… Sizi temin ederiz ki, bu milletin yolunun Damat Ferit’le hiçbir kesişimi olmadı. Ama siz kendi yolunuzu tarif etmiş oldunuz: Dış güçlerin ağzıyla konuşan, işgali meşrulaştıran, milletin değerlerine yabancılaşmış bir yol. O yolun nereye çıktığını hepimiz biliyoruz.
Ekrem İmamoğlu gibi yolsuzluk iddialarının odağındaki bir ismi savunmak için bu kadar uğraş vermeniz; hangi adaletin, hangi demokrasinin, hangi halkçılığın parçasıdır? Bir yandan halktan, adaletten bahsediyor, diğer yandan hukuku hiçe sayıyorsunuz. Bu ne yaman çelişkidir?
Her sıkıştığınızda tarihi yeniden yazmaya çalışıyor, her tartışmada mazinin mirasına küfrediyorsunuz. Halbuki geçmişle kavga edenin, geleceğe söyleyecek bir sözü kalmaz. Siz geçmişle uğraşarak değil, ona saygı duyarak büyüyebilirsiniz. Ama siz ne yazık ki tarihi rakip, milleti düşman, devleti ayak bağı görmeye devam ediyorsunuz.
Evet, saflar netleşsin!
Ama bu saflar, sizin çizdiğiniz gibi 150 yıl öncesinden değil, bugünden çekilmeli. Ve bu saf, milletiyle barışık olanlarla; milletiyle kavgalı olanlar arasında netleşmeli.
Çünkü bu millet; geçmişiyle barışık, geleceğine güvenen, tarihine saygılı liderler ister. Milleti bölmek için değil, birleştirmek için konuşanlar ister. Tarihi düşman değil, öğretmen bilenler ister.
Sayın Özgür Özel, artık yeter. Çıtayı çoktan aştınız. Ve unutmayın; milletin iradesini, değerlerini ve tarihini hafife alan herkes, er ya da geç milletin terazisinde tartılır.
Saygıyla değil; kararlılıkla…
Rafet ULUTÜRK (Bulgaristan Türkleri BULTÜRK Genel Başkanı) 2.4.2025