Milletçe Hatta Ümmetçe Sorumluyuz

Yayınlama: 22.03.2025
59
A+
A-

“Ey Resûlüm Biz, senin üzerine, ağır söz yükleyeceğiz.” Bu beyan Müzzemmil suresinin beşinci ayetidir. Bu, “Ben müslümanım” diyeni açıkça ilgilendirmektedir.
Özellikle burada İslam adına konuşan, yazan ve her hangi bir faaliyet yapan herkesin yüzleşmesi gereken hayatî gerçekler vardır. Biz kendimizi sorgulama zorundayız; “Ben İslam dâhilinde miyim yoksa İslam dâhilinin dışında mıyım?”
İslam dâhili olmanın temelde iki olmazsa olmazı vardır. Bu iki olmazsa olmazın birincisi, tek Hâlik ve gerçek hükümran Allah’dır. “Hâlis DİN yalnız Allah’ındır.” Bu da içinde mezhepçilik, tarikatçılık, kavmiyetçilik, bölgecilik, bireycillik gibi katkı maddeler bulunmayan Kur’an sistemidir. İslam adına Kur’an dışı ne varsa, uyumsuz, verimsiz, olumsuz birer hurdalık montajlardır. Haliyle de her ürün de ârızalıdır.
İkinci olmazsa olmaz da o “Hâlis DİNİ” kendine vahyedildiği gibi uygulayarak yaşayan kul ve Resûl Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemdir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “benim vârislerim ümmetimin alimleridir” buyurmaktadır Onlar seçkin ve dürüst kahramanlardır. Bunun dışında ne kadar uygulama varsa hepsi, İslam’ı gölgeleyen ârızalı zihniyet ürünüdür. Bu tür zihniyetlerden kaynaklanan ârızalar da bütün müslümanları, bugün ki zillet ve köleliğe sürükleyip yaşatmaktadır.
Bunca pürüz ve ârızadan arınarak ilâhî beyana mutlak manada bağlanılması gereken de o seçkin ve dürüst kahramanların önderliğinde ümmetin bütünüdür. Ümmetin bütünlüğünün yegâne ideali de Allah’ın, Resûlüne talimatındaki temel umdedir. Bu umde de; O âlemlerin Rabbi Allah’ın ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim, öncüsüyüm” (En’am:6/163)
“O âlemlerin Rabbi Allah’ın ortağı yoktur.” Akıllı insanın bu ilâhî beyandan kaçış mercii yoktur. Çünkü bu beyan, Kâinatta büyük ve küçük adına var olan her şeyi ilgilendirip bağlamaktadır. Hiçbir şey bunun dışında kalmaz. Akıllı insan ve hele hele İslam’ı savunan insan için bu beyan, en yüksek şiddetteki depremden daha çok ağırdır.
Çünkü beşeri yorumlar ile DİN ihdas edenler, “âlemlerin Rabbi Allah’ın ortağı olmadığı” inanç ve anlayışlarını kaybederler. Sonra hiçbir uyarıyı ciddiye almazlar. Bundan sonra da her biri, ilimden, tevhid itikadından, irfandan, bütünü ile Kur’an ikliminden uzaklaşırlar. Ortağı olmayan Allah’ın” dinini anlatırken Kur’an’ı aksesuar olarak kullanırlar. Artık bunlar şuursuzca Allah’ı devre dışı bırakmış olurlar.
Ortağı olmayan Allah’da onların korkunç âkibetlerini dile getirir; Gözleri perişan olarak kabirlerinden çıkacaklar. Sanki onlar dağılmış çekirgelerdir. (Kamer:54/7) Bu ayeti kerimede ki, dağılmış çekirgeler manzarasını zamanımızın din sunumu yapanlar bireyci ve grupçu aktörlerimizdirler. Din hizmetinde görev yapan aktörlerimiz bu perişanlığı vitrinlemektedirler. Ciddiyetten uzaktırlar.
Camilerimizde, görsel ve yazılı medyada uçuk ve ilgi kurulamayacak karmaşık bilgileri servis yapıyorlar. Devletimizin temel taşı, gelecek nesillerimizin asıl kaynağı ve medeniyetimizin sıcacık yuvası ailemizin, ileri düzeyde ufûnet ettiğini görmüyorlar. Medeniyetimizin taşıyıcı yiğitleri olacak gençliğimiz uğursuz rüzgârlar önünde çer çöp olmuş bunlarla ilgilenmiyorlar. Henüz kundakta iken, yabancı çizgi filimleri yüzünden yabancılaşan çocuklarımızın masumiyetlerini görmüyor ve görseler de umursamıyorlar
Gencecik kızlarımızın halden hale dönüşünü, kucaktan kucağa atlayışını, adım başı cinayetlerin artışını, siyasetin karmaşasını, ticarî hayatın keşmekeşini, üretimin ifsadını ve adaletin sarsılışını ve hayatı çekilmez gelişimini tınmamak ne gariptir!
Elbette milletçe ve ümmetçe çok sorumluyuz! Esselamualeykum

İlhan Oral   23.03.2025

Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.