Ramazan Ayının Muhasebesi

Yayınlama: 05.04.2025
2
A+
A-

Ramazan ayı gibi bereketli bir mevsim daha geldi, geçti. Geçti amma sorumlu müslümanlar ne yaptılar, düşünelim. Muhasebesini ve muhakemesini yapalım.
Her şeye rağmen camilerimiz doldu taştı. İçimimizde en masum kesimin cami cemaatimizdir. Bu kanaatimle ifade ediyorum. Cami cemaatimize reva görülen muamele kabul edilemez boyutlardadır. Bu kanaatimi net olarak ifade ediyorum.
Genelde cami görevlilerimiz, camiye gelen müslümanlara haksızlık ettiler. Gelecek umudumuz, göz bebeğimiz hocalarımız kabul edilemez pozisyon sergilediler. Klişeleşmiş bozuk cümlelerle bilgi kırıntıları ve karmaşık ifadeler ile böylesi mübarek bir ayı hovardaca kullandılar. Kur’an’ın muhtevasından onları mahrûm ettiler.
Cami gibi mabede akın edip gelen cemaat, Allah’ın “halis dinini” öğrenmeye can atıyor. Fakat öyle bir hizmet verilmiyor. Hatıralar, hikâyeler kırıla gidiyor. Allah’ın dinini anlatmadılar. Daldan dala atlayarak kendi kurgulamalarını vaaz diye sunmayı yeğlediler. Kur’an dediler. Muhtevasına yanaşmadılar. Garip gönüllere Kur’an ruhunu yansıtmadılar. Kâinat şifahanesinden onların hakkını vermediler. Peygamber dediler, Onun soylu mücadelesinin hayat iksirini onlara esirgediler.
Üstelik hoparlörü yüksek desibelde çalıştırarak metalik ta’cizde bulundular.
Milyonlarca genç insan ve çocuk küfrün, şirkin, şehvetin, günahın ve isyanın girdabında bocalıyor, bunalıyor ve kayboluyorlar. Her biri benliğini ve kimliğini unutuyor İslam ümmeti, ümmet niteliğini gittikçe kaybediyor. Bugün ki toplumda hayatın neresine tutunabileceklerini kestiremiyorlar. Onları inandıracak, ümitlendirip doğal hayata yönlendirecek örnek ve önderler kalmadı. Mevcutlara da çok ağır tehdit ve uyarılar yapılmaktadır. Bu çok ağır tehdidin dehşetini gelen ayette göreceksiniz.
İndirdiğimiz apaçık beyanları ve hidayet sistemini insanlara biz Kitap’ta beyan ederek açıkladıktan sonra, gizleyenlere Allah lânet ediyor. Bütün lânet edebilenler de, onlara lânet ederler.(Bakara:2/159) Bu dehşetin farkında mısınız?
Buna muhatap olmak akla ziyandır. Asırlar önce Hazreti Mûsa aleyhisselamı sıkıntılara marûz bırakan İsrailoğullarının yetmiş adamını şiddetle yakalayan sarsıntı yerden yere vuruyordu. Hazreti Mûsa aleyhisselam yalvarıyor ve yakarıyordu; “İçimizdeki aşağılıkların işledikleri günahları yüzünden, bizi helâk mi edeceksin, Allah’ım?” (A’râf;7/155) Hazreti Mûsa aleyhisselam bu gelişmenin bir imtihan olduğunu dile getiriyor. Kurtuluş için Rabbine dua etmeye devam ediyordu.
Nice asırlar geçiyor. Tevhid sisteminin büyük ve çetin mücadelesini veren ve nice evladını şehadete uğurlayan bir ümmetin son kalesi dâhili düşmanları tarafından işgal ediliyor. İslam diyarında İslam nimetleri ile beslenmiş dâhili düşmanlar, insanlık tarihinin en korkunç yıkımını başlatıyorlar. Bundan en çok etkilenenlerden bir hasbî kahraman Rabbine karşı içindeki hicranla yakarıyor. İ’tikadî dengeleri zorluyor;
“Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı! Nûr istiyoruz… Sen bize yangın veriyorsun! Yandık diyoruz… Boğmaya kan gönderiyorsun!” Mehmed Âkif hicran ile Rabbine derdini böyle arz etmişti.
Bugün, tüm değerlerine ambargo konulmuş, nesiller arasında aşılmaz tuzaklar yerleştirilmiş, temel değerlerine yabancılaştırılmış ümmetin, zilletine şahidiz. Ümmetin zilleti, ümmeti köleleştirip “dağınık çekirgeleri” andıran hale düşürdü.
Onun için her kademedeki sorumlumumuzun ihmal ihanetine sapmadan hiçbir bahaneye tapmadan yalnızca Allah rızası için Onun “halis dini” eğitimine başlamalı…
“Bu mukaddes eğitim, müminlerin görevidir.!!!” Esselamualeykum

İlhan Oral

Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.